Anasayfa  /  Geri   /  Site İçi Arama

 

 
 

KARACABEY MANİLERİ 

 
 

 

KARACABEY MANİLERİ  / KARACABEY MANİLERİ /11.02.2012 

 

KARACABEY MANİLERİ


Türk halk şiirinin en küçük nazım şekli olan manilerin yaygın temaları aşk ve özlem olmakla beraber, gündelik hayatla ilgili her konu da olabilir.

Bunlar niyet manileri, atışma manileri, tarlada- işte çalışırken gelip geçenlere söylenen maniler, bekçi ve davulcu manileri, düğünlerde söylenen maniler, ayrılık, buluşma, gurbet v.b. olaylar karşısındaki yoğun duygu ve dilekleri yansıtmak için kullanılan bir araç olarak çeşitlendirilebilir.

Özel bir ezgi ile söylenirler. Yazarları bilinmeyen folklor ürünleridir.

Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, belirli kuralları olan, anonim halk edebiyatının sözlü anlatım ürünleri arasında çağlar boyu yaygın bir şekilde kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmış olan mani söyleme geleneği halen varlığını korumakta olmasına rağmen son yıllarda geçmişe oranla önemini kaybetmektedir.

Duyguların, arzuların toplumsal baskılar nedeniyle açıkça söylenemediği dönemlerdeki törenlerde, hıdrellezlerde, kına gecelerinde, tarlalarda bir araya gelen insanların arasındaki insani ilişkileri iletme görevi üstlenen ve her biri duygu yüklü olan maniler günümüzdeki varlığını, toplumsal kuralların eskisi kadar katı olmaması, teknolojinin gelişmesi, insanlar arasındaki iletişimin farklılaşması nedeniyle şimdilerde orta yaşlıların belleklerinde, panayırlarda tavşana çektirilen niyet manilerinde veya sakız ambalajlarının içinde yazılı olarak sürdürmektedir.


Mani söylemek için “mani düzmek”, “mani yakmak” ya da “mani atmak” deyimleri kullanılır.

Maniler çoğunlukla yedi heceli dört dizeden oluşur. İlk iki dize uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenen hazırlık dizeleridir.

Genellikle asıl söylenmek istenen düşünceyle anlam bakımından ilgisi pek yokmuş gibi görünse de konuya bağlı olarak yorumlanabilir.

Üçüncü dizenin serbest olması mani söyleyene kolaylık sağlar. İlk iki dizenin son iki dize ile anlam bağlantısı yoktur.

Asıl anlatılmak istenen temel duygu ve düşünce son iki dizede verilir. Genellikle birinci, ikinci ve dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dizeler serbesttir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı maniler de vardır. Dize sayısı dörtten çok olan manilerin uyak düzeni de değişiktir.

Fazla yaygın olmamakla birlikte, dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş maniler de vardır.


Karacabey’de, zamanın süpürgesinin etkisinde kalmaktan kurtulmuş ve toplumsal hafızada halen varlığını korumakta olan manilerden birkaç örneği burada sunmaya çalışacağım.

Burada verilebilecek en güzel örnek sanırım düğünden bir gün önce yapılan “kına gecesi” eğlencesinden sonra, eğlenceye katılan genç kızların gelin ile birlikte sabaha karşı damadın, damadın akrabalarının ve sağdıçlarının evlerini dolaşarak evlerinin önünde darbuka eşliğinde maniler söylemeleridir.

Buna “övme” denir. İsmi söylenerek her övülen kişi gelen gruba bahşiş verir. Bahşiş geciktikçe manilerin dozu sertleşir.

Bahşiş alınınca da (Çok teşekkürler ederiz- Aldık bahşişi gideriz) denir.

Şimdi övme manilerini görelim:


İşte geldim koşa koşa
Ayağımı vurdum taşa
İki gözüm Hasan abi

----
Naşlıyalım naşlıyalım
Ayvaya gül haşlıyalım
İki gözüm Hasan abi
Önce senden başlıyalım.

----


Ne uyursun, ne uyursun
Uykularda ne bulursun
Al abdesti kıl namazı
Cennet alayı bulursun.

----
Alay değil, alay değil
Sinirlerde kolay değil
İki gözüm Hasan abi
Dayı olmak kolay değil.

----
Tarlalarda olur bakla
Güvercinler atar takla
İki gözüm Hasan abi
Kesenin dibini yokla.

----
Şekerim var ezilecek
Tülbentlerden süzülecek
Gel bekletme ev sahibi
Çok yerim var gezilecek

----
Şu evleri kimler yaptı
Çatısını kimler taktı
İki gözüm Hasan abi
Keseni karga mı kaptı.

----
Ermicen mi ermicen mi?
Yola urgan germicen mi?
İki gözüm ev sahibi
Bize bahşiş vermicen mi?

----


Hıdrellez günü sabahı söylenen manilerin de ayrı bir havası var.

Hıdrellezden bir gün önce mahallenin/köyün kızları kendilerine ait altın veya gümüş bir takısını (yüzük, küpe v.b.) içine el girebilecek büyüklükteki niyet çömleğine koyarlar.

Çömleğin ağzı bir bezle kapatılır ve kırmızı kurdele ile bir de kilit bağlanır. Hıdrellez sabahı bütün kızlar çömleğin başına toplanır.

Çömleğin üzerindeki kilit en yaşlı kızın başının üzerinde açılır, ki bahtı açılsın. En küçük kız da küpün başına oturtulur.

Başı da kırmızı örtü ile örtülür. Bir kişi manicibaşı olur. Maniler söylenmeye başlar.

Her söylenen maniden sonra küçük kız çömlekten kimin takısını çıkarırsa mani onun kısmeti olur.

Birkaç örnek verelim.


Karacabey yolları
Taş olsun toprak olsun
Kör olsun topal olsun
İlle sevgilim olsun

----


Hoca geliyor hoca
Elinde mavi bohça
Bizi küçük sanmayın
Biz de isteriz koca.

---


Mani mani manisi
Benim yarim hangisi
Orta boy kara kaşlı
Yoktur burda kendisi.

----
Yeniköy bayır olsa
Dört yanı çayır olsa
Benim gözlerim kara
Yarimin çakır olsa.

----
Bugün günlerden Cuma
Allah’a ettim dua
Git gel yarim askere
Biz de kuralım yuva.

----
Bahçenin kapısını
Bir yumrukta açarım
Söyle yarim annene
Vermezseler kaçarım

----
Masa üstünde çiçek
Çiçek üstünde böcek
Beni alacak çocuk
Sigara içmeyecek.

----
Gemi geliyor gemi
İçinde düzeni yok
Karacabey içinde
Yarimden güzeli yok.

----
Altını ezdiririm
Gerdana dizdiririm
Kara gözlü yarimi
Arkamdan gezdiririm

----
Sarı kavunu deldim
Yere düşünce sildim
Yarimin kıymetini
Ayrı düşünce bildim.

----
Kolumdaki bilezik
Sımsıkı oynamıyor
Yarimden başkasına
Hiç kanım kaynamıyor.

----
Bizim kamyon kırmızı
Dolaşıyor Kıbrıs’ı
Çifte yılanlar soksun
Yarime bakan kızı

----


Hıdrellezlerde yapılan eğlencelerde kızlar ile erkekler arasında olduğu gibi kızlar arasında da mani atışmaları yapılır. Buna “deyiş” denir.

Soru cevaplı biçimde düzenlenen bu maniler bazen de belirli bir konu üzerinde söylenir.

Böyle manilerde, genellikle konu ile ilgili bir sözcük ya da söz öbeği her manide yinelenir.

Çoğunlukla doğaçlama söylenirler.

Bir atışma örneği verelim.


Mani maniyi açar
Mani bilmeyen kaçar
Gel mani söyleyelim
Hangimiz üste çıkar.

----
Kurşunlu minaresi
Otuz iki basamak
Kurşunlu’dan kız almak
Cennetten gül koparmak

----
Armut dalda sallanır
Sallandıkça ballanır
Kurşunlu’nun kızları
Hep peşimde dolanır

----
Karşıda duran oğlan
Saçını tara oğlan
Senin dengin yok burda
Dengini ara oğlan.

----
Karanfili budama
Sefa geldin odama
Güzel isen gel otur
Çirkin koymam odama.

----
Bisiklete binersin
Karıncayı ezersin
Madem benden güzelsin
Niye bekar gezersin

----
Kara tepe altında
Arpa biçerim arpa
Sanma seni severim
Dalga geçerim dalga.

----
Bizim evin yanına
Perde ördüm camına
Benden başka seversen
Yazık senin şanına.

----
Ah uluma uluma
Peynir koydum tuluma
Sen mani bilmiyorsun
Köpek gibi uluma.

----


Maniler halkımızın özlemlerini, beklentilerini, inançlarını, yaşam felsefesini, geleneklerini, alışkanlıklarını, duygularını yansıtan en güzel araçlardır.
 

Köprü altında musluk
Şahin öttürdü ıslık
Karacabey kızları
Kavrulmuş taze fıstık.

----
Bursa’nın çocukları
Giymişler gocukları
Aman ahret ne güzel
Şu Seyran çocukları

----
Motor geliyor motor
Arkasında pulluklar
Canbolu oğlanları
Kız tavlarken uyuklar.

----
Subaşı’nın çeşmesi
Yosun tutmuş akmıyor
Subaşı’nın kızları
Yabancıya bakmıyor.

----
Beylik köyün merası
Adım adım arası
Şu Beyliğin kızları
Altmış motor parası.

----
Masa üstünde bardak
Yuvarlaktır yuvarlak
Hem dondurma

hem kaymak

----
Dağkadı’dır köyümüz
Zemzem akar suyumuz
Köyünüzü çok sevdik
Yok mu bekar oğlunuz.

----
Karanfil deste deste
Gel de annemden iste
Eğer annem vermezse
Saat beşte ben sizde.

----
Dolmuş geliyor dolmuş
Duydunuz mu ne olmuş?
Benim sevgili yarim
Dolmuşa şoför olmuş.

----
Kara kara kazanlar
Kara yazı yazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar.

----
Kızın adı Münevver
Merdivenden iniver
Dünürcüler geldimi
Nişanlıyım deyiver.

----
Ayakkabımın teki
Akşamdan beri kayıp
Nişan olmadan yarim
Bize konuşmak ayıp.

----
Yaz yarim mektupları
Koy kibrit kutusuna
Bizim ordan geçerken
At evin avlusuna.

----
Ay ok mudur, ok mudur?
Yarim karnın tok mudur?
Beyaz gömlek giymişsin
Kravatın yok mudur?

----
Sütü pişirdim sütü
Toprak tenceresinde
Gel yarim konuşalım
Poyraz penceresinde.

----
Manici başı mısın?
Cevahir taşı mısın?
Sana mektup yollasam
Cebinde taşır mısın?

----
Suya giderim suya
Elmayı soya soya
Kaldır yarim şapkanı
Göreyim doya doya.

----
Masa üstünde pekmez
O pekmez bana yetmez
Yarin aldığı aylık
Benim süsüme yetmez.

----
Kahveye fincan koydum
İçine mercan koydum
Kaynanamın adını
Acı patlıcan koydum.

----
Siyah saçı örmezler
Seni bana vermezler
Gel beraber kaçalım
Karanlıkta görmezler.

----
Bahçenin kapısını
Açamıyorum yarim
Anneme duyurmuşlar
Kaçamıyorum yarim.

----
Pancar pezik değil mi?
Yürek ezik değil mi?
Ben sevdim eller aldı
Bana yazık değil mi?

----
Saçlarımı uzattım
Her gün öreyim diye
Köy içinden yar sevdim
Her gün göreyim diye.

----
Karakolun önleri
Döndürür gidenleri
Nereye gömüyorlar
Sevdadan ölenleri.

----

Bizim evin önünde
İki saksı küpeli
Bizi kul ayıramaz
Ölüm bile şüpheli.

----
Pencerede perde yok
Ben ona şaşıyorum
Sevgilisi olmayan
Demesin yaşıyorum.

----
Yaza yaza yaz geldi
Derelere kaz geldi
Daha yazardım ama
Mürekkebim az geldi.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 

Anasayfa  /  Geri   /  Site İçi Arama    İletişim     Sık Kullanılanlara Ekle

 
  Karacabey Belediyesi    Cumhuriyet Meydanı No:1 KARACABEY / BURSA | Tel : 0224 676 86 40 | E-Posta: bilgi@karacabey.bel.tr
Karacabey Belediyesi Bilgi İşlem Merkezi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
www.karacabey.bel.tr
 
 
                 
KURUMSAL İDARİ YAPI PROJELER HİZMETLER   İHALELER E-BELEDİYE KARACABEY İLETİŞİM